1. Süper İletkenliğin
Tarihçesi
Düşük sıcaklık fiziğinin tarihi, 1908 yılında Hollandalı
fizikçi Heike Kamerlingh Onnes’in kaynama sıcaklığı 4,2 K olan helyumu
sıvılaştırmasıyla başlamıştır. Üç yıl sonra 1911’de, Onnes ve yardımcılarından
birisi metallerin düşük sıcaklık dirençlerini incelerken süperiletkenlik
olayını keşfettiler.
İlk olarak platini incelediler. Platinin 0 K’e
uzatılan (ekstrapole edilen) özdirencinin numunenin saflığına bağlı olduğunu
buldular. Daha sonra, damıtma yolu ile elde edilen çok saf civa sıvısını
incelemeye karar verdiler. Ancak onları bir sürpriz bekliyordu. Civanın
direncinin 4,15 K de çok keskin bir şekilde düşerek ölçülemeyecek
kadar küçük değerlere ulaştığını gördüler. 1913 yılında Nobel ödülü aldılar.

T ≤ Tc için
direnç sıfıra gitmektedir.
Bu sıcaklığın üzerinde civanın sonlu bir direnci vardır.
Hemen altında ise direnç sıfırdır. Bu faz geçişinin olduğu sıcaklığa, Kritik
Sıcaklık (Tc) denir. Tc’nin altındaki bu duruma süperiletkenlik fazı
denilmektedir. Onnes süperiletkenlik geçişinin dönüşümlü olduğunu buldu.
Maddeyi ısıttığı zaman Tc sıcaklığının hemen üzerinde normal halini aldığını
gördü.
1933’de iki Alman fizikçi Meissner ve
Ochsenfeld, süperiletkenlerin manyetik özellkiklerini incelediler. Manyetik
alanda soğutulan süper iletkenin manyetik akıyı dşarladığını ve içine sokmağını
gözlemlediler. Bu olaya Meissner Olayı denir.
Ayrıca süperiltkenliğin, dış manyetik
alanın belli bir Bc kritik değerini geçince ortadan kaybolduğunu
gözlemlemişlerdir. Yani süperiletkenlik fazı için belli bir kritik sıcaklığın
ve manyetik alanın altında olmak gerekiyor.

T ≤ Tc için manyetik
alan dışarlanmaktadır.
İlk teori Frity
ve Heire London tarafından 1935 yılında geliştirilmiştir. Süperiletkenliğin modern teorisi, Cooper, Barden
ve Schrieffer tarafından 1957 yılında geliştirilmiştir.BCS Teorisi.
1986 yılında J.Geogery Bednorz, Karl
Alex Müller lantanyum,baryum ve bakırın bir oksidinde 30 kelvinin üzerine
çıktıklarını haber verdiler. Böylece yüksek sıcaklık süperiletkenliği başlamış
oldu.
|
Süperiletkenliğin
1911’deki keşfinden sonra, pek çok metalin direncinin, her metale özgü kritik
bir Tc sıcaklığının altında, sıfıra gittiği gözlenmiştir. Bazı
bilinen elementlerin kritik sıcaklıkları:
Süperiletkenlerin
geçiş sıcaklıkları Çok iyi iletken olan
bakır, gümüş ve altın süperiletkenlik göstermezler. Dış B manyetik
alanında bulunan süperiletkenin kritik sıcaklığı manyetik alan arttıkça
artmaktadır. Dış manyetik alan Bc değerini aştığında
süperiletkenlik ortadan kalkar. Kritik manyetik alanın sıcaklıkla yaklaşık
olarak aşağıdaki şekilde değiştiği bulunmuştur.
T = 0 K için Bc maximumdur. Bazı
süperiletkenler için aşağıda grafik verilmiştir.
Görüldüğü gibi manyetik
alan 1. tip süperiletkenler için maximum 0.2 Tesladır. Bu yüzden bu tip
süperiletkenlerden yüksek manyetik alanlı mıknatıs yapılamaz. 2.2 I. Tip
Süperiletkenlerin Manyetik özellikleri ve Kritik Manyetik alan Süperiletken, sıfır dc
(doğru akım) direncine sahip olma gibi önemli bir özelliğe sahiptir. Ohm kanununa göre, bir
iletken içindeki elktrik alan, o iletkenin direnci ile orantılıdır. Dolayısı
ile, bir süperiletken için R=0 olduğundan,
süperiletkenin içinde elektrik alan sıfır olmak zorundadır. Faraday’ın
Indüksiyon Kanunu
Şeklinde yazılabilir.
Yani, E nin kapalı bir ilmek (halka) boyunca çizgi integrali, kapalı ilmek
düzleminden geçen Φm manyetik akışının zamana göre
değişiminin eksi işaretlisine eşittir. Bir süperiletken içindeki her nokta da
E=0 olduğundan, kapalı yol boyunca alınan integral yani 1933'den öncelerde;
süperiletkenlik, mükemmel iletkenliğin bir görünümü olarak kabul ediliyordu.
Mükemmel bir iletken, manyetik alan uygulanmışken kritik sıcaklığının altına
kadar soğutulursa, alan söndürüldükten sonra bile iletkenin içinde manyetik
alan tuzaklanır. Mükemmel bir iletken için denge termodinamiği uygulanamaz.
Çünkü, maddenin manyetik alandaki son hali, önce alan uygulanıp sonra soğutulduğuna
mı yoksa önce soğutulup sonra alan uygulandığına mı bağlıdır. Maddenin son
hali bu işlemlerin yapılışı sırasına bağlı olduğundan, alan Tc nin
altına soğutulduktan sonra uygulanırsa, alanın süperiletken dışarılanması
gerekir. Diğer taraftan önce alan uygulanıp, sonra Tc nin altına
soğutulursa, alanın süperiletkenden dışarılanmaması gerekir. Oysa ki 1930’larda
süperiletkenlerin manyetik özelliklerinin anlaşılması için yapılan deneyler
farklı sonuçlar vermiştir. 1933 yılında Meissner ve Ochsenfeld zayıf bir
manyetik alanda soğutulan bir metal, süperiletken olduğunda, madde içinde her
noktada B=0 olacak şekilde alanın dışarılandığını keşfettiler. Böylece alan,
ister madde kritik sıcaklığın altına soğutulmadan önce, ister soğutulduktan
sonra uygulanmış olsun, aynı B = 0 durumuna erişildiği bulunmuş olur. Bu da
klasik olarak açıklanamaz.
Meissner
Olayı: T<Tc sıcaklığında süperiletken tarafından itilen manyetik alan
çizgileri 2.3 Meissner Olayı 1933’de iki Alman
fizikçi Meissner ve Ochsenfeld, süperiletkenlerin manyetik alan çizgilerini
ittiklerini ve içlerine sokmadıklarını gözlediler. Bu olaya Meissner Olayı
denir. Silindir şeklindeki süperiletkenlerle yaptıkları bir seri deneyde,
kritik sıcaklığın hemen altına gelince numunenin manyetik alan çizgilerini
iterek tam olarak içlerinden kovdukları ve süperiletken olduklarını
göstermişlerdir. Malzemenin içinde B=0 olması süperiletkenlerin direncinin
sıfır olması kadar doğal bir olgudur. Süperiletkenler ayrıca mükemmel bir
diyamagnettir. Adı geçen
araştırmacılar bu olayın dönüşümlü olduğunu da göstermişlerdir. 2.4 Nüfuz Derinliği 1. tip süperiletkenlerde oluşan yüzey akımları, magnetik
alanlanın süperiletkenin içine girmesine izin vermez. Gerçekte bu akımlar
yalnızca numunenin yüzeyindeki çok ince tabasından oluşmazlar, tersine
yüzeyde maddeye nüfuz ederek, sonlu kalınlıktaki bir et tabakası üzerine
dağılır. Bu olayı F. ve H. London kardeşler 1935’de süperiletkenliğin
Elektrodinamiğin Teorisi olarak geliştirdiler. F. London tarafından
genişletildi ve 1950’deki kitabında yayınlandı. Süperiletken yüzeyinden içine
doğru gidildiğinde alan exponansiyel olarak azalmaktadır. Böylece magnetik alan, Meissner Olayı
ile uyumlu olarak numunenin içinde sıfır olmaktadır. B manyetik alanı
derinlikle aşağıdaki şekilde değişmektedir.
λ , nüfuz derinliği olarak adlandırılır.
Alan süperiletken tarafından
bütünüyle itilmektedir daha önce düşünüldüğü gibi ancak yüzeye yakın küçük
bir bölge vardır ki burada alan belli bir miktar vardır. λ’nın
tipik değeri 10-100 nm
arasındadır. Aşağıda bazı malzemeler için değerler verilmiştir. .
Nüfuz derinliği
sıcaklıkla ampirik olarak aşağıdaki şekilde değişir,
Burada λ0 T=0 Kelvin’deki
nüfuz derinliğidir. T, Tc’ye yaklaştıkça λ sonsuz olur.
Sonuçta numune normal hale gelir. Alanın
nüfuz etmesi olayı, özellikle ince film ya da ince toz süperiletken
çalışırken önem kazanır. Mesela ince film kalınlığı λ mertebesinde ya da
daha düşükse uygulanan alan numunenin tamamına nüfuz eder. 2.5 Mıknatıslanma B
gibi dış bir manyetik alana konulan bir numune M mıknatıslanması kazanır.
Numune içindeki Biç manyetik alan, Biç = B + moM dır. Süperiletkenlk fazında Biç =
0 olacağından
Olur. χ
manyetik alınganlıktır. Süperiletkenlerde manyetik alınganlık
maximumdur ki bu süperiletkenlerin temel özelliğidir. 1.tip süperiletkenlerde T < Tc sabit sıcaklıkta
durumunda, Biç alanının bir dış B manyetik alanı ile ve mıknatıslanmanın
uygulanan alana göre değişimi aşağıda gösterilmiştir.
3. 2.Tip Süperiletkenler 1950’li yıllarda 2. tip süperiletkenler keşfedilmiştir. Bu maddeler Bc1
ve Bc2 olmak üzere iki tane kritik alan tarafından belirlenir.
Malzeme Bc1 in altında tam süperiletkendir. Bc1 ve Bc2 değerleri
arasında ise girdaplı haldedir.( vorteks hali ). Bu durumda malzemeye kısmen
dış manyetik alan nüfuz eder. Dış alan Bc2 değerini geçtiğinde
malzeme süperiletkenlik özelliğini kaybeder. Süperiletkenler için sıcaklıkla
dış manyetik alanın değişimi (b) de gösterilmiştir.
Girdaplı halde manyetik alan numuneye yer yer
fitiller şeklinde nüfuz eder. Sıcaklık ve ya manyetik alan arttığında bu
fitiller malzemenin hepsini kaplar ve malzeme süperiletken olmaktan çıkar.
Aşağıda girdaplı hal için güzel bir resim var.
Burada taralı yerler manyetik alanın nüfuz edemediği yerler. Resim
boyunca ki çizgi manyetik alanın malzeme içindeki değişimi gösterilmektedir.
2. tip bazı süperiletkenler için kritik manyetik ve sıcaklık değerleri.
2.Tip Süperiletkenlerin geçiş sıcaklıkları Görüldüğü gibi Bc2 değerleri 1. tip süperiletkenlerin Bc
değerlerinden büyüktür. Bu nedenle yüksek manyetik alan veren mıknatıslar
için 2. tip çok uygundur. Aşağıdaki şekilde sabit sıcaklıkta dış manyetik
alan ile iç manyetik alanın değişimi 1.tip ve 2. tip için gösterilmiştir.
Aşağıdaki şekilde sabit sıcaklıkta dış manyetik alan ile iç
manyetizasyonun değişimi 1. ve 2. tip
için gösterilmişir.
4. Yüksek Sıcaklık Süperiletkenliği Bilim adamları, yıllarca, daha yüksek sıcaklıklarda süperiletkenlik gösteren yeni malzemeler araştırdılar. Yakın zamana kadar bilinen en yüksek kritik sıcaklığa sahip olan malzeme, kritik sıcaklığı 3,2 K olan Nb3Ge alaşımı idi. Değişik teorik beklentilere göre, elektron-örgü etkileşimlerinin önemli olduğu süperiletkenler için maksimum kritik sıcaklık 30 K civarında idi. 1986’nın başlarında Zürih IBM Araştırma Laboratuarlarında J. George Bednorz ve Karl Alex Müller adlı iki bilim adamı süperiletkenlik alanında devrim yaratan göz kamaştırıcı bir keşifte bulundular. Bu araştırmacılar lantanyum, baryum ve bakırın karışık fazda bulunan bir seramiğinin yaklaşık 30 K da süperiletken olduğunu buldular. Bundan hemen sonra diğer laboratuarlarda yapılan çalışmalar süperiletken fazın, X=0,2 olmak üzere La2-xBaxCuO4 olduğu bulunmuştur. Böyle yüksek kritik sıcaklıklar, özellikle metal oksitler için beklenmediğinden, yüksek-sıcaklık süperiletkenliği ile ilgili haberler şüphe ile karşılanmıştır. Kısa bir süre sonra araştırmacılar, baryum yerine stronsiyum koyarak, Tc’nin değerini 36 K’e yükselttiler. Bu gelişmelerden ilham alan dünyanın her tarafındaki bilim adamları daha yüksek Tc değerlerine sahip malzemeler keşfetmek için neredeyse çılgınca çalışmaya başladılar. Metal oksitlerin süperiletken davranışları üzerinde yapılan çalışmalar müthiş bir hız kazandı. 1986 yılı yüksek-sıcaklık süperiletkenliği üzerine yapılan çalışmaların başlangıcı sayıldı. 1987 nin başlarında, Alabama ve Houston Üniversitesindeki araştırma grupları; yitriyum, baryum, bakır ve oksijenden oluşan karışık bir fazda 92 K’ne yakın bir sıcaklıkta süperiletkenlik gözlendiği haberini verdiler. Bu keşif dünyanın başka yerlerindeki gruplar tarafından da doğrulanarak süperiletken fazın YBa2 Cu3 O7-δ olduğu belirlenmiştir. Bu bileşiğin geçiş sıcaklığı , kolayca bulunabilen ve bir soğutucu olan sıvı azotun kaynama öz sıcaklığı olan 77 K nin üzerindedir. Bu bakımdan bu buluş yüksek sıcaklık süperiletkenliği için bir dönüm noktası olmuştur. Amerikan Fizik Derneğinin, 18 Mart 1987 de New York’ta yapılan toplantısında, yüksek-sıcaklık süperiletkenliğini tartışan özel bir panel, bu yeni süperiletkenlerin keşfini dünyaya takdim etmiştir. Süperiletken cihazların, sıvı azot sıcaklığı, hatta oda sıcaklığında çalışması ihtimalinin ortaya çıkması üzerine değişik disiplinlerden binlerce bilim adamı, süperiletken üzerine çalışmaların yapıldığı arenaya katılmıştır. Bu yeni malzemeler üzerine yoğunlaşan olağan üstü ilgi en azından şu dört etkene bağlanmaktadır. 1- Metal oksitlerin hazırlanması nispeten kolay olduğundan, bunlar daha küçük laboratuar ve üniversitelerde incelenebilmektedir. 2- Bu malzemeler, çok yüksek Tc değerlerine sahiptir ve bazılarının 100 T den daha büyük olduğu tahmin edilen kritik manyetik alanları vardır. 3- Bunların özellikleri ve süperiletken davranıştan sorumlu mekanizmaların anlaşılması, teoriciler için çok iddialı uğraş alanları olmaktadır. 4- Bu malzemeler hali hazırdaki ve gelecekteki uygulamalar için teknolojik öneme sahiptirler. Sıvı azot sıcaklığında çalışan süperiletkenliğe dayalı elektronik, büyük ölçekte enerji üretimi ve nakli ile yüksek hızda taşıma sağlayan manyetik askılama gibi potansiyel uygulamalar bu malzemelerin teknolojik önemini arttırmaktadır. Yakın geçmişte seramik yapıda pek çok kompleks metal oksit incelendi ve kritik sıcaklık için 100 K’nin ( 3 rakamlı süperiletkenlik ) değerler gözlemlendi. Araştırmacılar 1988 in başlarında, Bi-Tr-Ca-Cu-O bileşiği için süperiletkenligin 120 K’de, Tl-Ba-Ca-Cu-O bileşiği içinse 125 K ’de başladığını haber verdiler. Görüleceği gibi yeni yüksek Tc’li malzemelerin hepsi, şu veya bu şekilde bakır oksittirler. Şu ana kadar ayrıntılı olarak incelenen değişik süperiletken bileşikler, perovskit olarak adlandırılan kristal yapılar cinsinden sınıflandırılabilirler: İlk sınıf Ba Pb1-x Bix O3 gibi kübik perovskitlerdir ( a=b=c ). Bilindiği gibi bu malzeme ilk yüksek Tc li malzemelerden birisi olup geçiş sıcaklığı 10 K’dir. KNiF4 yapısı olarak bilinen II. sınıf ise tetragonel bozulmaya sahip (a=b≠c) tek tabakalı perovskitlerdir. Buna bir örnek Tc si yaklaşık olarak 38 K olan La1,85 Sr0,15 CuO4 dür. Burada örgü sabitleri, bakır, oksijen düzleminde ölçülmektedir ve c bu düzleme diktir. III. Sınıf ise ortorombik yapıya sahip (a≠b≠c), Y Ba7 Cu3 O7 gibi ( Tc≈92 K ) çok tabakalı perovskitlerdir. Bu sınıftaki bileşikler, metallerin bağıl oranlarından dolayı bazen 1-2-3 malzemeleri olarak da adlandırılmaktadır. Burada daha karmaşık bakır oksit yapılar ele alınmamıştır. Ancak anlatılan sonuçların gözden geçirilmesi ile, çok önemli bir gözlemde bulunulabilir. Bu bileşiklerdeki bakır-oksijen tabakalarının sayısı ile kritik sıcaklık arasında doğrudan bir ilişki olduğu görülmektedir. Bakır-oksijen tabakalarının, yapı periyodik olarak kendini tekrarlayıncaya kadar eklenmesi Tc yi arttırır. CuO ve CuO2 tabaklarındaki bakırın değerliğinin ve kimyasal bağ doğrultusunun rolü araştırılmaktadır. Aşırı akımlarının maksimum değerlerinin, bakır-oksijen düzlemlerinde yüksek ve bu düzlemlere dik doğrultuda çok düşük olduğu gerçeği kesin olarak bilinmektedir. Gerçektende Yba2 Cu3 O7- δ örneklerinde kritik akım yoğunluğu 105-107 A/m2 arasındadır. Pek çok uygulama için bu değerlerin çok düşük olduğu görülmüştür. Bu malzemeler birbirlerine yapışık çok küçük taneciklerden oluştuklarından, akım hem taneciklerden, hem de tanecikleri ayıran sınırlardan geçmek zorundadır. Pek çok bilim adamı, bu malzemelerdeki kritik akımı bu etkilerin sınırladığına inanmaktadır. Bu yeni bakıroksitlerin sıfır direnç ve diamanyetizma gibi, süperiletkenlerin iki belirgin özelliğine sahip oldukları gerçeği de iyice yerleşmiştir. Buna ek olarak, bu malzemelerin aşağıdaki özelliklere de sahip oldukları bilinmektedir.
1- Bu malzemeler üst kritik alanları 100 T den daha büyük olan II. tip süperiletkenlerdir. 2- Bu malzemeler aşırı derecede anizotropiktirdirler. Yani yöne bağımlı özelliklere sahiptirler. Bunun en belirgin delili; direncin, bakır-oksijen düzlemlerinde çok küçük, bu düzlemlere dik doğrultuda ise çok büyük olmasıdır. 3- Bunlar granül ( tenesel ) veya seramik yapıdadırlar. Seramik yapıda olmalarından dolayı ; esnek olmamak ve kırılgan olmak gibi uygun olmayan mekanik özelliklere sahiptirler. 4- Bu malzemelerin süperiletkenlik özellikleri ile kristal yapıları arasında doğrudan bir ilişki olduğu görülmektedir. Bu kristal yapı, oksijen eksiği olan bakıroksit tabakaları ve zincirleri olan bir yapıdır. 5- Bakıroksit tabakalarındaki atomların yerine başka atomların yerleştirilmesi süperiletkenliği bozmakta ve yok etmektedir. Başka konumlara yapılan yerleştirmelerin süperiletkenliğe etkileri ise çok küçüktür. 6- Bant aralıkları, yüksek sıcaklık özdirençleri, kritik akım yoğunlukları, kritik manyetik alanlar ve benzeri özellikleri farklı olmalarına rağmen; hemen hemen tüm 1-2-3 malzemelerinin Tc kritik sıcaklıkları 90 K ne yakındır. 7- Hacimli ( Bulk ) çok kristalli yapıdaki malzemeler için kritik akım yoğunlukları çok düşüktür ( 106 A/m2 mertebesinde ). Bu akım iyi yönlendirilmiş ince filmlerde çok daha yüksektir. 5. Süperiletkenlerin
Uygulama Alanları Süperiletkenlerin en yaygın kullanım alanı
süperiletken mıknatıslardır. Hızlandırıcılarda şu anda sıvı azot sıcaklığında
çalışan mıknatıslar kullanılmaktadır. Normal mıknatıslara göre bu mıknatıslar
daha verimlidir. Bir başka uygulamada süpermıknatıslarla yapılan
”MRI” manyetik rezonans görüntülemesidir. Bu cihazlar daha güvenli olan
radyofrakansı kullanır. Bir başka önemli uygulama çok küçük manyetik
alanları ölçmek için kullanılan SQUID manyetometresidir. Bu alet ile tıpta,
beynin meydana getirdiği çok küçük manyetik alanlar ölçülür, yeraltı kaynak
aramalarında yerin manyetik alanı ölçülür, ayrıca parçacık fiziğinde
kullanılır. Bunlardan başka daha yüksek kiritik sıcaklıklara çıkılması ile daha
başak bir çok teknolojinin doğması muhtemeldir. Bu oluşacak teknolojinin
tesiri transistör ve Laserin ortaya koymuş olduğu teknolojiyi geçecektir. Süperiletkenler kullanılarak daha hızlı ve küçük bilgisayarlar
yapılabilir. Süperiletken ısı yaymadığından devreler daha yakın
paketlenebilecek ve sonuçta daha komplex ve daha küçük hacime yerleştirilmiş
hızlı devreler olacaktır. Süperiletkenlerin bilgisayarda bir başka uygulaması
da yarıiletken araçları bağlamak için kullanılan süperiletken bağlantı
hatlarıdır. Diğer bir uygulama da Josepson eklemleridir. Bunların süperiletken
elektroniğinde açma-kapama zamanları 6 pikosaniye mertebesindedir.
Yarıiletken swiçlerden 10 defa daha hızlıdırlar. 770 MHz de çalışan 4 bit süperiletken
mikroişlemci deneysel olarak geliştirilmiştir. Süperiletken iletim hatlarının alışılmış bakır kablolarına göre
birçok avantajı vardır, en önemli avantajı ise yüksek miktarda akım taşıma
kabiliyetidir. Deneyel sonuçlar sıvı helyum sıcaklığına kadar soğutulmuş süper
iletken kabloların normal kablolara oranla üç kat daha fazla akım taşıyabileceğini
göstermiştir. Süperiletkenlerin diğer yararı direnç nedeni ile olan güç
kaybının olmamasıdır. Jeotermal, hidroelektrik ve güneş enerjileri
santrallerin olduğu bölgelerden nüfus yoğunluğu olan bölgelere verimli olarak
enerji nakli yapılır. Kirletici olan nükleer ve kömür santralleri yerleşim
bölgelerinin dışına inşa edilebilir. Tokyo’da süperiletken iletim hattı
inşaatı vardır. Magnetik ayırma bir karışım içinden bilinen bazı bileşenleri ayırma
metodudur. Değişik bileşenlerin magnetik özellikleri farklı olduğundan
bazıları çekilip alınırken bazıları karışımda kalır. Süperiletken magnetler
bir çok uygulamalar sunacaktır; kömürden kükürt ayırma, madenlerden
safsızlıkların ayrılması, artık suyun arıtılması, kimyasalların
saflaştırılması ve gazların ayrılması gibi düşük maliyet, küçük boyut ve daha
yüksek magnetik alan ile süperiletkenler bu uygulamalar için çok çekici
olacaktır. Meissner olayına dayanan süperiletken motorlar, magnetik alan
çizgilerini iterler. Süperiletken motorlar akım kaybını %50 civarında
azaltır. Süperiletken motorlar, arabalarda, pompalarda, dönen millerde vs.
kullanılır. Küçük ölçekte bir süperiletken motor argon milli labarotuvarında
imal edilmiş bulunmaktadır. Magnetik enerji depolamada enerji toprağa gömülen büyük süperiletken
magnet ile oluşturulur. Enerji bobinde depolanır ve güç kaybı olmadan sonsuza
kadar dolandırılır. Depolamak için enerjiden başka formlara çevrilmesine
gerek yoktur. Enerjiye ihtiyaç olduğu zaman çabukça boşaltılır. Bu ise
magnetik alanda ve dolayısıyla depolanan enerjide azalmaya neden olur. SMES
sistemi % 90 verimle çalışır. Bilimadamları, transformatörlerin verimsiz çalışması nedeniyle
elektrik güç nakli sırasında enerjinin 1/6 sının kaybedildiğini tahmin
etmektedirler. Eğer transformatörlerde süperiletken sarımlar kullanılsa verim
artacak ve maliyet düşecektir. Şu anda manyetik askılama prensibine dayalı prototip trenler
Japonya’da imal edilmiştir. Süperiletken teknolojisine dayalı bu teknoloji
ile sürtünme azalmakta ve ulaşım hızı artmaktadır. Daha ileride süperiletkenlerin kritik sıcaklıklarının oda
sıcaklığına gelmesi muazzam bir teknolojinin doğması muhtemel. |
6. Kaynaklar